"Hiçbir kadın senin kadar, kalbe yakın olmadı... Hiçbir el senin kadar, ruhuma dokunmadı."
Zaman acımasızdı. Yollar ayrılmış, sessizlik araya bir duvar gibi örülmüştü. Mecid, şehirden uzaklaşıp dağların sessizliğine sığınmak istese de, videolarındaki o derin hüzün hep peşinden geldi. Şehir hayatının gürültüsünden kaçsa da kalbindeki o "hiçbir kadın"ın hayalinden kaçamıyordu. Mecid Shamiloglu Hic bir kadin
Bir gece, sahne aldığı Xan Bağı restoranında mikrofonu eline aldığında, gözlerini kapattı. Salon kalabalıktı ama o sadece tek bir kişiye söylüyordu: "Hiçbir kadın senin kadar, kalbe yakın olmadı
Yıllar önce, hayatına fırtına gibi giren o kadını düşündü. Gözleri denizin en derin tonu, gülüşü baharın ilk müjdesi gibiydi. Mecid, o güne kadar müziği bir meslek olarak görmüştü; ama onunla tanıştıktan sonra her nota bir isme, her beste bir hatıraya dönüştü. Salon kalabalıktı ama o sadece tek bir kişiye
"Hiçbir kadın senin kadar sevilmedi," diye fısıldadı boşluğa. Bu cümle, sadece bir şarkı sözü değil, onun hayatının özeti gibiydi.